Bal, bitkilerin çiçeklerinde olan nektarların bal arıları (Apis Mellifera) tarafından toplandıktan sonra vücutlarında bileşimlerinin değiştirilmesi ve petek gözlerinde depo edilip olgunlaşması sonucunda meydana gelen tatlı bir üründür.

    Balın tarihi insanlık tarihi kadar eskiye dayanır. Günümüzden on bin yıl öncesine dayanan Cilalı Taş döneminden bu yana bal insan yaşamının ve ekonomisinin önemli bir parçasıdır.

    Bal, nektar olarak bilinen tatlı sıvının arıların vücutlarından salgılanan bir takım enzimlerle birleşmesi ile ortaya çıkar. Arılar için ilk aşama peteklerin oluşturulmasıdır. Peteklerin temel malzemesi balmumudur. Kusursuz altıgen şekliyle hala matematiksel bir mucize olarak kabul edilen bal peteklerini karınlarının altında yer alan 4 çift salgı bezinden salgıladıkları balmumu ile yapmaktadırlar. Ürettikleri balmumu ile binlerce altıgen hücre üretir ve ürettikleri hücreleri birleştirerek petekleri oluştururlar. Petek hücrelerinin genişliğini ve kalınlığını hassas algılayıcı tüyleri sayesinde ölçerler ve bu sayede şekiller tamamen kusursuzdur.

    Arılar çiçeklerden topladıkları nektarları keselerine doldururlar. Kesede toplanan nektarları, ürettikleri enzimlerle karıştırlar ve ilk boş buldukları peteğe ürettikleri balı bırakırlar. Petek gözüne konulan bu bal kovan içi hizmeti yapan arılar tarafından alınıp ballıktaki peteğe yerleştirilirler. Petekte bulunan bu yarı olgunlaşmış bal arılar tarafından suyu uçurularak olgunlaştırılır. Arılar tarafından kapatılarak hazır hale gelmiş olur.

    Balın bileşimi arıların kullandığı bitkilerin türüne yani nektarın özelliklerine, iklim şartlarına, arının cinsi ve yaşı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu yüzden sabit bir bal kompozisyonundan bahsetmek zordur.